>Asurlular İstanbul’da

>Asurlular İstanbul’da, Francesca Aya İrini’de! Nihayet kendi ellerimle çektiğim yamuk yumuk fotoğraflarla karşınızdayım. Artık burada da çekim yasak olsaydı, “E yazma o zaman kızım!” demenizden korkmaya başlamıştım. Neyse.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin nihayet görünebilen bir tabelaya sahip olmasına sevindim. Orayı çok severim. Beni içeri atsınlar, lahitlerin içinde yaşarım hiç mühim değil!
Bu serginin en güzel özelliği, Aya İrini’de olması. Sadece konserler için açılan bu yapı, sürekli etrafında dolaştığım ve hoplaya zıplaya içini görmeye çalıştığım; doğal olarak göremediğim bir yerdi.
Konser verilen kısmı çekmeye çalıştım. Belli olmasa da burası amfi tiyatro şeklinde, oturaklar ve ufak bir sahne var.
Tahminimce küçük avlu burası.
İlginç olan; burada sergilenen eserlerin pek çoğunun, Hrozny tarafından, sıtma salgını yaşayan köylülere verilen kinin karşılığında elde edilmiş oluşu. Açıkçası ben pek de adil davrandığını tahmin etmiyorum, bizim müzelerimizde bulunanların kaç katı yurtdışına kaçırılmıştır şüpheliyim o konuda. Hrozny aslında Hitit gramerini çözmüş ve Hint-Avrupa ailesine ait olduğunu kanıtlamış bir insan, hem dil hem tarih açısından önemli yaptıkları.

Burası Anadolu’da ilk yazılı belgelerin bulunduğu Kültepe. Kazılarda tamı tamına 18 kültür katı ortaya çıkarılmış! Binlerce yıllık işlemeli kozmetik kapları bulunmuş, çağdaşı olan kentlerde böyle bir örneğe rastlanmamış; bu da ekonomik seviyenin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.
Bu zenginliğin en büyük sebebi de; haritada görebileceğiniz maden alışverişi. Kalay hariç hemen hemen her madeni burada bulmak mümkünmüş o zaman. Kalay ihtiyacını temin etmek için Babil’e giderlermiş, ah Babil.
Bu sanat eserleri aslen ya kült kabı ya da içki kabı. Bol bol Sümer izlerine rastlamak mümkün, tekneli bütün kaplar bir festival sırasında tanrının gezdirildiği dini bir yolculuğu temsil ediyor. 
Çoğu Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden getirilmişti. Hem de satış kısmı vardı. Kült kapları o kadar güzel ki, biblo olarak kullanılmaya yatkın. Ben tam da iç geçirirken, internetten orjinalini arayıp da bulamadığım “Nefertari’nin Puduhepa’ya dostluk mektubu”nu tablet halinde bulunca kaptım tabii! Aşağı yukarı fotoğraftaki tabletlere benziyor. Kendisiyle aşk yaşıyorum birkaç gündür. 

Başka; kafatasları, takılar, mühürler, ağırlık ölçüleri gibi şeyler de vardı ama ben daha çok bunlarla ilgilendiğim için bunları göstermeyi tercih ettim. Gidin bir de canlı canlı görün derim. Sergiyi gezmenin yanısıra, Aya İrini’yi görmüş olmak da cabası olur.
This entry was posted in Aya İrini, müze, sergi. Bookmark the permalink.

62 Responses to >Asurlular İstanbul’da

  1. Profösör says:

    >Güzellikleri bizimle paylşıyorsun. teşekkür ederiz size. Aslında büyük bir hizmete vesile oluyorsun..

  2. mine says:

    >hıım bilgiler için teşekkürler arkeoloji müzesine bir kez gitmiştik en güzel kısımlarından biri çıkınca dışarıda keyif yapmaktı doğrusu

  3. burkan says:

    >taşı toprağı altın memleketimin yaa:D:D

  4. >Profesör; Rica ederim, paylaşmak hoşuma gidiyor🙂

  5. >mine; "Ankara'nın en güzel kısmı dönüşü" gibi bir şey mi bu, yoksa çevrenin güzelliğinen mi bahsediyorsunuz anlamadım :))

  6. >burkan; Taşı toprağı altın ve aktivite vallahi, her saat her yerde bir şey olur mu yahu!

  7. ry says:

    >benim şu an gitme gibi bir imkanım yok. sayende gördüm. teşekkürler.şimdi bu tarihi eserlere paha biçilemiyor ya, bi fiyat söylesen ne olur sence?

  8. >Rica ederim. Vallahi ben bilemiyorum da, parametreleri çok değişik çünkü, RTE'ye göre 3-5 basit çanak-çömlek imişler🙂 Çok merak ediyorsan bir arkadaşımdan öğrenebilirim belki.

  9. ry says:

    >genel sordum. ben daha çok altın-gümüş itemlerle ve el yazmalarıyla ilgileniyorum. kusura bakma ama bu konuda RTE 'ye katılıyorum bana göre de 3-5 basit çanak-çömlek. ama tablet falan var demişsin o ilgimi çekti.

  10. >O basit çanak çömleklerden yapılıyor kültürel çıkarımlar ama. Üstündeki simgeler, kullanım amaçları vs. hepsi çok önemli aslında. Altından birkaç uğur nesnesi mi diyeyim artık, semboller falan vardı. Çok ilginç basım teknikleri var, 4.000 sene öncesine göre çok ileri bence. Mesela bir boncuk boyutunda altın bir levha düşün, levhanın üzerine büyüteç koymuşlar; üstünde resmedilmiş bir savaşçı var falan. Döneme ait yasalar -tabletler- hep duruyor orada, Anadolu'nun ilk yazılı anlaşmaları; ben heyecanlanıyorum bunları okurken. O aldığım tablet de Hitit-Mısır ilişkilerinde çok önemli bir mektup aslında. Nefertari'nin yazdığı, barış süresini uzatan bir mektup. Çok hoşuma gidiyor odamda durması🙂

  11. ry says:

    >bakış açısı farkı. arkeologlar için falan paha biçilmez. ama tabletler ilgimi çekti. hani imkan olsa buradan hangisini evine götürmek istersin deseler tabletleri alırım. onun dışındaki kupalar, sürahiler, bardaklar, biblolar ilgimi çekmiyor. aynı şekilde orjinal picasso 'yu bedava verseler evime sokmam. onu bulup ben de bir okuyayım neler yazmış. ama yine de odamda veya duvarımda o tarz tabletler sergilemem. okur atarım kitapların arasına.

  12. >Orjinal Picasso'yu sana bedava verecek olurlarsa evine sok, sonra bana yollarsın lütfen lütfen. Picasso, Dali, Lautrec üçüne de de bayılırım.Tercümesini bulamadım hala. Hiyeroglif öğrenmeye çalışıyorum ama Göktürk alfabesi yarım kaldı. Onu adam akıllı öğrenmeden ona da geçmek istemiyorum. Oku, onu da bana yolla :))

  13. ry says:

    >seninle sanat anlayışımız da farklı.queen nefertari hakkında pek bilgi yok. nefertiti olmasın o!?http://hubpages.com/hub/Nefertari–Ramesses-IIs-Beloved-Queen bu sayfayı bir incele. mektup yok ama hakkında kapsamlı bir yazı var.

  14. >Hayır Nefertiti Akenaton'un eşi. Nefertari Ramses'in eşi. Naptera da derler. Benim tabletin bilgilendirme kısmında Naptera'nın yazdığı mektup diye geçiyor.Evet ben kübizmi severim. Biraz serbestliği. Resimden çok renkleri ve simgeleri severim.Okuyacağım yazıyı.

  15. huyumkurusun says:

    >Bunları görünce bursadaki arkeoloji müzesine götürmüştük çocukları 3 sınıftalarken. onlara bayağa bi ağır geldi tabi en komiğiyse zeus vs heykellerine dede falan demeleriydi.:))En çok ilgilerini çekense o döneme ait çocuk oyuncaklarıydı.:))Müzelere bayılırım fotoğraflar için teşekkürler.

  16. >:))Dede tabii haklı çocuklar. Ben İst. Arkeolojide hep görüyorum ilkokul çocuklarını, heykellerin resmini çizdiriyor öğretmenleri ama küçücük çocuk nasıl çizsin, anca çöp adam çiziyorlar :))) Rica ederim🙂

  17. Mr.E says:

    >Francesca iş başında🙂 Seni blog aleminin kültür ateşesi ilan etmek lazım🙂

  18. >:))11 Ekim doğum günüm, o zaman böyle bir kıyak geçebilirsiniz mesela :p

  19. Mr.E says:

    >Kendini afişe ediyorsun sayın Mckennitt😀

  20. >Benim blogum gizli değil ya, ondan çok gizlemiyorum kendimi🙂 Arkadaşlarım falan biliyor yani. Zaten yorumları dikkatli okuyan birinin kim olduğumu çözmesi çok da zor değil Sayın E. :))

  21. Mr.E says:

    >Ben de biraz buna gönderide bulunurcasına, adeta dediklerini doğrularcasına bir yorum yapmıştım sayın Mckennitt🙂

  22. >O zaman adeta anlamazcasına yorum yapmışım, pardon Sayın E.🙂

  23. Mr.E says:

    >O zaman adeta özür dilerim sayın Mckennitt🙂

  24. >Hihi asıl ben adeta özür dilerim Sayın E.🙂

  25. Mr.E says:

    >İstanbul'a geldim diye bana bir haller olmuş ne kadar alttan alıyorum ben😛

  26. >Yok yok sende bariz değişim var zaten, Mardin'e gitmeden önce başlamıştı🙂 İlişkinin ne zaman başladığını bilsem, aşk insanı değiştirir falan diyeceğim de, bilmediğim için yorum yapamıyorum :))

  27. Mr.E says:

    >Hahahaha Mardin'e gitmeden önce başlamıştı😀

  28. >Evvett, doğru tahmin o zaman :))

  29. Mr.E says:

    >O zaman adeta tebrik ederim sayın Mckennitt :)))

  30. >Ah teşekkür ederim Sayın E. :)) Şu yorumların karşısında duygulanmamak elde değil!

  31. deep says:

    franlet.nefis bir yazı bu.fotolar da.tamam gidip görore.verdiğin ayrıntılar da ne hoş.gezelim görelim.:)kültür katları ne ilginç bişi di mi.en altta en eski.düşün bak, bu yıllar toprağa gömülünce ne kalacak acaba ? cep telefonu, flaş memori :)hrozny, hititçe hımm. en önemli bilgi buydu sanırımsam.:)))ama bak çok yorma kendini.:)uyumadan açarsan şarkı.bir asur baladıveya sümer bluuzveyababil rock.:)

  32. :))Niye ya, benim bir sürü kitabım var bir kere. Ojelerimle kitaplarım kalır :)) Ben de hep onu düşünüyorum biliyor musun. Şimdi İstanbul toprak altında kalsa ne bulacaklar diye. Gerçi gelecek nesil de siyasiler kadar ilgisiz olursa, Allanoi gibi toprağa gömerler bizi geri :)Hrozny'den çok kuşkulanıyorum. Bilmiyorum ne yapmış, pek araştırmadım da. Ama çok zeki adam ya. Latince, Almanca, İngilizce hepsini inceleyip Hititçeyi çözmüş adam. Enteresan.Yormak istemiyorum ama okul kapanana kadar her şey sıkışacak şimdi. Seminer dönemi başladı, bizim düzenlediklerimiz. 27 Martta ygs var, kardeşimin yanına gideceğim Gelibolu'ya. Sonra 2-3 nisan açıköğretim vizeleri, 4 nisanda kimya müh. vizeleri başlıyor. Raporları falan saymıyorum zaten artık. Ayy gece gece içini kararttım iyice.O zaman:Danny Brillant-Histoire d'un amour:)

  33. ry says:

    bu kimya mühendislerinin açık öğretim tutkusu nedir ya? zengin ettiniz anadolu üniversitesi. lavuklar kabararak geziyor eskişehirde.

  34. Çünkü hocalar da çalışan kimya mühendisleri de, 2. bölüm olarak işletme okuyun deyip duruyorlar. Kimya mühendisleri kalite kontrol, sorumlu yöneticilik vs. alanlarda da çok yer alıyor ya, herhalde o yüzden temel işletme bilgilerinin bilinmesi gerekiyor. Vallahi Anadolu Üniversitesi bizim okuldan kaç kat zengindir kimbilir. Harcı da daha yüksek.

  35. ry says:

    ben sana bişey söyleyeyim mi? bunu sallamıyorum. benim kuzenim ve birkaç arkadaşım daha kimya mühendisi ve aynı şekilde açık öğretimde işletme okudular. biri hala okuyor o ayrı. işletme okumalarının nedeni kalite kontrol, sorumlu yöneticilik vs. alanlar değil, işletmenin açık öğretimin en kolay dersi olması. kuzen şuan yüksek yapıyor aynı zamanda çalışıyor, aman aman bir para almıyor veya işletmede okuduğu şeyleri uygulamıyor. evet cv de ikinci diploma çok hoş duruyor ama adam bir kimya mühendisini insan kaynaklarına müdür yapmaz. üretim bölümüne müdür yapar bunun içinde işletme okumaya gerek yok.işlete okuyarak kimyadan mezun olanlar biz çektik diğerleri de çeksin mantığıyla hareket ediyor. ben kuzenin sınav zamanı ne kadar stresli olduğunu biliyorum. ve büte kaldığında moralinin ne kadar bozulduğunu. ama şimdi o da aynı şeyleri kimya müh. yeni başlayanlara söylüyor. ve temel işletme bilgisi demişsin yaa, onlar hikaye. ilkokul mezunu adamların sanayide fabrikaları var. atölye demiyorum bak fabrika 150-200 kişi çalıştırıyor yanında. kaydını yaptırdıysan bitir yarım bırakma. ağlayan insandan daha çok nefret ettiğim biri varsa işlerini yarım bırakan kişilerdir. ama senden sonrakilere tavsiye verirken dürüst ol.bu arada lütfen doktorlar caddesini istiklalle kıyaslamayalım ve vişne vodkaya biraz vodka koyalım. meyve suyunu itelediniz terbiyesizler.

  36. Madem bu kadar şey biliyorsun, bana neden soruyorsun :)Olabilir, doğrudur. Ben de yarım bırakmayı sevmiyorum. Başladıysam bitirmem lazım. "İlkokul mezunu adamlar" muhabbetine hiç girmeyelim şimdi, ticari zeka bambaşka bir şey, cidden o sonradan kazanılacak bir şey değil. Ben şimdi finans okuyayım, işletme okuyayım, ne okursam okuyayım onlar gibi olamam zaten. Sınav zamanı sıkışıklığı, evet haklısın. İşte diyorum ya, 3 hafta sonra toplam 14 dersin vizesine gireceğim 15 gün içinde. Final zamanı daha beter. Bizde büt bile yok. Büt yok yaz okulu yok. Finalde kaldın mı kalıyorsun ve okulun uzuyor çünkü başka bölümden ders almak falan tam bir işkence. Çok sinir bozucu bir sistemi var marmaranın.

  37. ry says:

    son iki sene haftada 2 veya 3 gün dersim vardı :)) onların da bazılarına gidip bazılarına gitmiyordum. sen şimdi 14 dersin vizesi deyince gözüm korktu. ben dönemde girmedim 14 sınava :))her okul kafasına göre bir şey yapıyor. mesela bizde de 40 barajı vardı. çan ne olursa olsun ortalaman 40 ın altındaysa kalıyorsun. sınıf ortalamasının 29 olduğu bir dersi nasıl verebilirsin ki? tabiki benim gibi😀

  38. Hahah :)) Bizde de var o sanırım. Sürekli kurallar değiştiği için takip edemiyorum :)) Mesela diferansiyel denklemlerde, hoca sistemi ortalaması 35in üstünde olan geçecek şekilde ayarlamış sonradan nasıl yaptıysa. Ama 35in altında olan da FFle kalıyor bu sefer. 72 kişiden 40 kişi kaldı buna rağmen. Ve o dersin 3 dersi bağladığını kaldıktan sonra öğrendik! Dönem sonu ön koşul ağacı yeni belirlenmişti yani.. Böyle bir garipler.

  39. hatun bayılıyorum bu tür yazılarına. böyle yerleri çok severim ankara'da olduğumdan ve istanbul'a gittiğimde kısa kaldığımdan her yeri gezme şansım olmuyor. bi daha ki gidişimde burayı listeme ekledim =)

  40. Teşekkür ederim hatun🙂 Sergi o zamana kadar sürmez ama, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ne bir bak derim. O kadar büyük ki, insan gerçekten tarihi eser kusacak gibi oluyor :))

  41. Nessuno says:

    Çok sevdiğim yerler🙂 Caferağa medresesi var o civarda, avlusunda kahve içmeye bayılırım:) Kahve içtin mi orda ?

  42. Benim de🙂 Hiç kahve içmedim orada. Kahvesi mi meşhur? Gideyim mi :))

  43. Nessuno says:

    Biliyorsun, kahve bahane, muhabbet şahane🙂 Ortam otantik, çağlar ötesine bağlandığın noktada verilen bir mola, atmosfer diyorum, o civarın çekim gücü çok yüksek bu kesin🙂

  44. Evet bence de. Beyazıt, Eminönü, Karaköy, Taksim… O eski atmosfer olmasa hiçbir anlamı kalmazdı benim için🙂 Havalar düzelince gideyim bari.

  45. Sadece Umut says:

    frances , müze gezmek iyidir, ben cahilim o konuda, fotolar da o kadar kötü değil🙂

  46. Hihi🙂 Neden, St. Pierre'e git sen de🙂 Oraya 5 yıl arayla gittim ve her ikisinde de tadilattaydı! Bir dahakine artık diyorum ben de🙂

  47. deep says:

    piki giderim napalım🙂

  48. Sen gidersin, gezginsin :)) 21. yüzyıl Şems'i🙂

  49. deep says:

    sen de şemsiye🙂

  50. Şemsiye mi :)) Nereden türetiyorsun bunları, beyin kıvrımların geniş, benim bigudilerden beter :))

  51. deep says:

    yazarken cidden gülümsüyon di mi. ben acaip sırıtıyom.

  52. Yok, ben direk kahkaha atıyorum :)Ay zaten şuanda halimi görsen sen de kahkaha atarsın. Pofidik terlik, sabahlık, bigudiler kafamda. Deprem olsa herkese rezil olurum :))

  53. deep says:

    hihi kikir kikir🙂 ev kadınları gibi. kahve sigara eksik. bi de esra erol izleyip ayak parmaklarına oje sürmen lazım :)))

  54. Yapmadığımı nereden biliyorsun dermişim şimdi :)) Ev kadınları 10buçukta yatıp sabahın köründe o kadar yolu gitmez ama😦

  55. deep says:

    doğru ivit.:))))daha 10 yıl var :))))

  56. Hihih evet, ben de her üniversite okuyan genç kız gibi ev kadını olma hayalleri kuruyorum :p Yaa, şaka maka bir sürü arkadaşım sözlendi nişanlandı falan. Çok garip hissediyorum, sanki anormal olan benmişim gibi. Ne aceleniz var deyince kızıyorlar. Kaçıyormuş sevgilileri :))

  57. deep says:

    öledirler evet kaçırmak istemezler. kolay mı erkek bulmak🙂 erkeklerin sayısı azaldı. ama öle yapıp sona da pişman oluyolar. sanki tren kaçıyo🙂

  58. Ama o kadar aceleyle karar verince sağlıklı olmuyor ki. Bir de gerçekten aynı evde yaşamadığın sürece tanıman neredeyse olanaksız. İnsanlar kendilerini jelatinleyip paketler halinde sunuyorlar, altındakini görmek ayrı bir mesele🙂 Beklemekte yarar var bence. Bir daha asla 20li yaşlarda olmayacağız sonuçta🙂

  59. deep says:

    haklısın. bence de.:)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s