Sarajevo / Saraybosna 1

Evet nihayet Makedonya serisini bitirdim Bosna Hersek’e geçiyorum.
Grupça “Bosna” diye bir durakta otobüsümüzü bekliyoruz. Burası öyle bir yer ki, herkes Boşnakça konuşuyor; daha Türkiye’deyken Boşnakçaya aşina olmaya başlıyoruz. Ve yolculuk herkesin bağırarak konuştuğu, sigara içtiği bu otobüste başlıyor.


İlk aksiliğimizi Bulgaristan’a girince yaşıyoruz. Sınırı geçtikten 10 dakika sonra, firmanın otobüslerinden birinin arızalandığını, hemen15 dakikada geleceklerini söyleyip gidiyorlar. Aradan 2.5 saat geçiyor ve biz Bulgar tarlalarının ve tır şoförlerinin ortasında beklemeye devam ediyoruz. Artık orada terk edildiğimize inanmaya başlamışken geliyorlar. Meğerse bizim şoförün kardeşi kaçakçılıktan tutuklanmış! Şokun ardından yola devam ediyoruz, bu sefer de Sırp sınırında birkaç kaçakçı çıkıyor aramızdan ve yine duraklıyoruz. Yasal işlemleri halledip yola koyulacağımız anda otobüsümüz bozuluyor! Artık sinirden gözüm seğirmeye başlıyor desem yeridir.


Sabaha karşı Sırbistan’da Vontana diye bir yerde mola veriyoruz. Tamamen dağlık, ormanlık bir bölge.Aksilikler yüzünden yol normalin neredeyse 2 katına çıkmış, Novi Pazar’da aktarma yapacağımız otobüsü kaçırmışız, feci gerginiz yani. Öğlen Novi Pazar’a varıyoruz ve başka bir otobüse biniyoruz. Bu sefer de yol çalışmaları yüzünden yol yeniden 2 katına çıkıyor ve üstelik bu sefer hiç Türkçe ve İngilizce bilen yok.O yorgunlukla adeta Almanca tarzancasıyla anlaşıyoruz ve sonunda bir kulübeden ibaret olan Bosna Hersek sınırından geçiyoruz.


36 saatlik, sadece çubuk krakerle beslendiğimiz bir yolculuğun sonunda yağmurlu Saraybosna’ya varıyoruz. Mermi izleri bizi ilk başta dehşete düşürse de sonrasında gözümüz alışıyor. Bizden önce varan bir arkadaşımız ile onun 1 Türk 1 Boşnak arkadaşı bizi karşılıyor. Cidden perişan haldeyiz, yemek yememiz lazım. Tramvayla çarşıya inerken polisler tramvaya biniyor ve ortalık karışıyor. 1 mayıs olduğu için ücretsiz olan ulaşıma bizden para istiyorlar ve karakola götürülmekle tehdit ediliyoruz. Karmaşayı arkadaşlarımız hallediyor ve artık “çevapi” dedikleri kebaplarımıza kavuşuyoruz. İçinizi daha fazla karartmadan fotoğraflara geçiyorum.

(Bunlar sadece vardığımız bu ilk günün fotoğrafları. Yazı çok uzun olunca fotoğrafları kısa tuttum. Saraybosna’yı gezdiğimiz günün fotoğrafları daha güzel ve sonra.)

Çevapilerimizi yedikten sonra tren istasyonuna gidiyoruz. Yine günlerden 1 mayıs olmasından dolayı tren saatleri belirsiz! Yani bize bilet kesiliyor ama tren gelecek mi gelmeyecek mi belli değil. Tam karnımız doydu, mutluyuz derken tekrar strese giriyoruz. Ama tren geliyor, bavullarımızı yükleyip Banja Luka’ya doğru yola çıkıyoruz…

This entry was posted in Bosna Hersek, gezi, Sırbistan. Bookmark the permalink.

27 Responses to Sarajevo / Saraybosna 1

  1. Çevapiler ne tatlı gitmiştir,o yorgunluğun ve açlığın ardından.gezinizde tren de var ne güzel..ay bizim ayaklarımız şişiyordu yol boyunca katlanan tabureler koyduk.

  2. Evet ya otobüste bizim de öyle oldu. Taburemiz yoktu, şiş şiş gezdik. Trende de yatarak gittik :))

  3. Sahi stajın nasıl gidiyor,memnun musun iş ortamından ? 🙂

  4. Güzel gidiyor, yorucu ama mutluyum çok şey öğrendim/öğreniyorum. Memnunum, henkelin ortamı bayağı güzel zaten🙂

  5. Lô - Lâ says:

    canim memleketi ne hale getirdiler .. bolunmeden once gitmistim sonrasindan bosnaya gittim, ve karsilastiklarimi uzun bir sure uzerimden atamamistim :(uf ya ..

  6. Mia Wallace says:

    yine güzel bir fran. anlatımı🙂

  7. ne güzel yazmışsın msceranı gerçi kendin bakınca yolculuk kısmı macera olmaktan çıkıp işkenceye dönüşmüş çok belli:)fakat insanları da yaz olur mu? bana hep gittiğim bir yerin yerel insanı değişik gelir.nasıl davrandıkları?hayatlarının nasıl olduğu vs. veeeee daha çok fotoğraf isteriz.

  8. Frances, teşekkürler, yazdığın yazıları yeniden okumaya çalışacağım ama blog serüvenim buraya kadarmış.

  9. K.C.S. says:

    Ah Bosna! dedim bi' an. Gezip görmek istediğim yerleri sıraya soksam ilk üçe girer mutlaka (:

  10. Nida ersin says:

    Mrb. Se. Otobüsun ilk hareket durağı 'Yeni Bosna' semti, Bakırköy'e yakın olması lazım öylemi?:)Selenciğin sen anlattıkça kötü oldum sizinki gezi değil, adeta işkenceymiş, tahamül güçün dehşetmiş valla ben o zorluklarla nasıl baş edebilirdim, hala hayalini kurguluyorum peh peehh tabi kendimi senin yerine (yanına) koyarak.Banja Luka yı bir defa gördüm, Almanya izin dönüşümde iki yıl önce, yanlış güzergaha saparaktan.. Modern şehir ama sırbistana ait değilmiydi? Banja Luka daki acip maceralarını beklemek üzere."Lassen Sie uns wieder treffen"sevgiler.

  11. Bolat says:

    Rezalet, turistten çok kaçakçı varmış demekki🙂

  12. Lo-la; tahmin edebiliyorum, bu haliyle bile yemyeşil ve çok güzelken; savaştan önceki hali kimbilir nasıldır. Ve bölünmenin iki tarafa da yaramadığını düşünüyorum.

  13. Mia'm teşekkür ederim🙂

  14. Cherryblossomgirl; bu sefer yazı uzun olunca çok fotoğraf koymadım ama ilerleyen böümlerde koyacağım bol bol🙂 Olur insanları da yazarım. İşkence gibi görünebilir ama çok eğlendik :))

  15. Sadece Umut; neden ne oldu? Bloglara pek giremiyorum kaçırmış olabilirim yeni gelişmeleri.

  16. K.C.S.; O zaman mutlaka git, 3.000 kilometrecik🙂

  17. Nida Ersin; Evet Bakırköy yakınlarında bir Yenibosna var ama burası Bosna, Bayrampaşa'da bir yer. Ya evet yazınca çok kötü gibi duruyor da biz yolda o kadar eğlendik ki anlatamam. O kadar tahammüle gerek yoktu yani🙂 Banja Luka aslen Bosna Hersek'in içindeki Sırp özerk bölgesine ait ama Sırplar orayı daha çok Sırbistan olarak anıyor. Resmi olarak Bosna'ya bağlı ama pek umursamıyorlar. Sevgiler🙂

  18. Bolat; e tabi, Türkiye'de ucuz olan şeyleri oraya, orada ucuz olan şeyleri buraya getirip götürüyorlar🙂

  19. Yeni blog açmam gerekiyordu ve açtım Frances.

  20. Sadece Umut says:

    Francesim izledim seni yeni profille. Sorun yok, sadece eskisi kadar yazamayacağım için öyle garip bi karar verdim🙂..

  21. deep says:

    ha ha ha.bana emir kusturica'nın filmlerini hatırlattı. Kara kedi ak kedi, çingeneler zamanı ve diğerleri. oralarda hayat böle demek ki. :)))))normal hayat yaşıyorlar işte. o filmlerin kahramanları aynen. sen de, oraya kazara düşmüş, amerikalı veya isveçli turist gibisin.vazgeçtim gitmiyom oralara.:)

  22. Sadece Umut; peki o zaman, sorun yoksa güzel🙂 Bende izleyiciler hiç görünmüyor, internet aşırı yavaş. Fırsat bulunca eklerim oldu mu🙂

  23. deep; Zaten Banja Luka'dayken şantiye gibi bir yerin yanından geçiyordum, şaşırdım oralarda inşaat görmeye alışkın olmadığım için, dalga geçtim "aa hayret yeni ev yapıyorsunuz" falan diye. Meğerse Kusturica yeni filmi için set inşa ettiriyormuş oraya, tamamen yeni bir yer. Hemen koştum gittim planının fotoğrafını çektim. Herkesten önce bende:p Ya evet öyle oldu biraz, gerçi o upuzun kızların arasında turist olduğumuz hemen anlaşılıyordu ki 1.60 boylarımızla :))) Git ama güzel yerler, yemyeşil.

  24. Sadece Umut says:

    Olur ne zaman istersen, buralardayım ben🙂

  25. Tamamdır, geri döndüm zaten🙂

  26. francesca, deep'e bende katılıyorum. yazın tam bir film gibi. Ben uluslararası nakliye şirketinde çalıştığım için, Bulgar kapının ne lanet bir yer oldugunu ve karadan gıden aracların nerelerde sen sıkıntılar yasadıgını az cok bılırım. bız bu yuzden kendır tırlarımızı, hep pendıkten gemıye bındırık, ıtalya trıeste'ye oradan da avusturya uzerı almanya ve dıger ulkelere gonderırız. sızı yabancı bulup her turlu rusvetı ısterler .

  27. :))Evet gerçekten sınırdan geçmemiz tam 3 saat sürdü, işkence gibiydi. Bir de sadece geçiş için, yeşil pasaportlu olduğumuz halde vize istediler bizden; 120 tl civarında bir para da oraya ödedik çok kızdım. Gitmeyeceğim o yüzden Bulgaristan'a bir daha.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s